Kategoriler
Teknik-Mühendislik

Non-parametric test Chi-square

Content

  1. INTRODUCTION
    1. Introduction
    1. Parametric tests
    1. Nonparametric tests
  2. CHI-SQUARE TEST

2.1.  Chi-square test

2.2.  The Formula for Chi-Square

2.3.   The Table of Chi-Square

  • USE OF CHI-SQUARE

3.1.  Use of chi-square test

       3.2.  Example of Test

  •   REFERENCES

1. Introduction

   Various descriptive statistical techniques are commonly used in scientific research to determine the degrees of relationship between variables. The types of measurements used to gather data also determine the types of statistical techniques that can be employed in the analysis of data. Correct interpretation of a research result primarily depends on selection of the right statistical method which is suitable both aim of the research and the data. Because of above mentioned reasons, data analyses are considered as very complex problem by researchers. According to Kul S. , The most important factors affecting the selection of statistical tests can be listed as follows;

1. Type of hypothesis: Relationship or difference is being investigated?

2. The level of measurement of the dependent variable: Numerical or verbally expressed variable

3. Measurement level of the independent variable: Numerical or verbally expressed variable

4. Compatibility of numerical variables to normal distribution

Kategoriler
Genel Korona Yazıları

İSTENMEYEN HABER

Ve bir gün tek bir mesaj ile geç kaldığınızı anlarsınız. Öyle bir geç kalma ki bir insana, masumluğa, sevgiye, anlayışa, hoş sohbete, temiz bir yüze ve iyi bir kalbe varamamanın tüm aciz ve geride kalmaların anlamını taşır bu geç kalma. artık kimse ve hiçbir şeye acele etmeyeceğiniz zamanı tek bir mesajla başlar.

Olmamasını istediğiniz için hakikatine inanmadığımız şeyler vardır mesela vefat haberleri annenizin, babanızın, eş dost akrabalarınızın… O gün o saate kadar tam olarak 10 aydan beri inanmadığı izdivacını ilk ağızdan duydu. Bu olamaz diye içinden geçirdi. zaten bir dost meclisinde güle oynaya oynanan bir masa oyununda verilecek doğru haber değildi. Gülerek ” Sana bir haber vereceğim ama üzüleceksin” diyerek ısrarlar üzerine ”yarın onun düğünü var” haberi doğru bir haber değildir. Bunu umuyordu. Evet doğruydu tasdik etmeye çalışmadığı bir hakikatti izdivacı. İnanmadı. Dalga geçildi kulak asmadı. Sadece kalbine bunun doğru olmadığını kabullendirmeye çalışıyordu kahkahalar eşliğinde.

Tam 10 ay geçti. Geçen onca yılın sonunda verilmiş bir karar, alınmış iki yüzük ve yapılmış bir düğün vardı. O 3-5 cümleden oluşan paragraflı mesaj şimdiye kadar inanmak istemediklerinin tamamıydı. Yapabileceği tek şey iyi dileklerde bulunmak, anlayışla karşılamaktı ve yine aşırı olan tüm duyguları içinde barındırsa da sözlerinde rahatlatan bir meltem havası olmalıydı. Öyle de oldu. Usulca mantığına geçirebildi evlendiğini. Kalbine anlatmakta güçlük çekiyordu. Ne kadar zamanında özleminin ve yokluğunun akıttığı göz yaşlarının sebebi olanı ebediyen kaybetmiş olmanın verdiği ince sızıyla kalbini sabitlemeyi denese de başarısız olacağını anladı, kalbiyle beraber duygularını kenara bırakarak, sadece beyni ve dili ile evlenmiş ve evliliğiyle mutlu olan, seven ve sevilen bir kadına konuşulur gibi konuştu. karşısında ki yıllarca aklının her zaman ucunda olan biri değilmiş gibi konuştu. birisine konuşur gibi sadece birisine yaklaşık 7.6 milyar insanın içinden birisine.

Vedalaştılar. Sade bir veda ile ;

-Helal et

-Helal olsun, sen de helal et

-Helal olsun

-Allah razı olsun

-Senden de

-Ecmain

Anladı. İşte tam da o an anladı Yaşar Kemal’i ” İnsan bir kere birine geç kalır ve bir daha hiç kimse için acele etmez.”

Kategoriler
Genel Korona Yazıları

Sokağa Çıkma Yasağı

Öncelikle merhaba arkadaşlar bugün yazmak istediğim konu 10.04.2020 de saat 22.00 da alınan sokağa çıkma yasası. Dün oldukça sinir ve gerginlikten sonra içimi dökme ümidiyle bir yazı yazmaya karar verdim olur da içimde biriktirdiklerimi yazıya döküp sonrada da sinirsiz stressiz baş ağrısız ve kızgınlığın olmadığı zamanlarda normal işlerime tekrardan sarılabileyim.

Öncelikle dün olanları toparlamakta fayda var. Dün saat 22:00’ı gösterirken haberlerde ve diğer tüm sosyal ağlarda bir karar paylaşıldı. ‘Sokağa Çıkma’ yasası. Sadece 2 gün yani 48 saatti kapsayan bir durum. Duyduğumda tepkilerim gayet normal ve olağandı. Doğu illerinde yaşan biri için gayet olağandır çünkü yaşamım boyunca çoğu zaman karşılaştığım bir durum bu. Hem bu durumun sadece 48 saat olmadığı zamanları da çok gördüm. Öncelikle genelgeyi sosyal medyalardan aldığım 2 fotoğraf ile buraya bırakıyorum.

Kategoriler
Korona Yazıları

Korona Yazıları I

-Yazın başvurular var abi. Umarım şansımız yaver gider de lisansüstü eğitimimizi yurt dışında tamamlayıp ülkeye geri döneriz.

(Başvuru şartları ve zamanını öğrenmek için gittiğim erasmus ofisinden çıkıyorumdum.)

-Hocam Erasmus+ başvuruyoruz. Almanyada staj yapacağız inşallah. Bir de erasmus öğrenime başvuracağım. Bir kişi alınıyor. Şansımızı denemekte bir mahsur göremiyorum. O da olursa yükseklisansın 2. dönemini de Polonya’da geçirdik mi. Mis gibi bir kariyer başlangıcı olur.

-Hocam amacım dil sınavında alacağım iyi bir puan ile artık şu araştırma görevliliği kadrolarına başvuru yapalım artık diyorum.

-6 ders aldık bakalım ne olacak. Güz dönemi için 2 dersimiz kalıyor. O zaman artık tez için araştırmaları bitirip yazmaya geçersek 4. Dönemin başında bitirir hemen Doktora eğitimine başlarız.

-Dostum. Bak gel bana uy. Bir ekip kuralım 4 ya da 5 alanda bir topluluk kurarız. Haftada ya da ayda bir hepimiz kendi alanımız ile ya da ilgi duyduğumuz bir alanda araştırmalarımızı yapar yazılar ortaya çıkarırız. Kim bilir belki de ileride daha çok kişiye ulaşırsak çevremize hitap eden bir dergi bile çıkarabiliriz.

-Hedef en az 50 kitap diyorum bu sene için. Artık akademisyenlik hayali için yola çıkan insanlarız ve biz birer bilim insanı adayıyız. Bilim insanı nasıl olmalı çok tartıştık. Karar kıldığımız karektere ve seviyeye ulaşmasak biz de eleştirdiğimiz hocalarımız ve akademisyenlerden oluruz. Değil mi allah aşkına ?  

Şuan aklımda en temel düşünce YAŞAMAK VE YAŞATMAK.

Kategoriler
Genel

Twitter ve Instagram’ın uygulamalarını sildiğim sabah vakti

Evet sosyal medya hesaplarımın olduğu uygulamaları sildim. Bu twitter flood ile. Siz de sakin bir kafa ile düşünürseniz bana hak vereceğinizi umuyorum. Şimdi size o floodu resimler ve linkleri ile bu yazıya aktaracağım. Fotograflara basarak twitin adresine gidebilirsiniz.

Son olarak yaklaşık 10-12 gün gibi kısa bir zaman dilimi geçmesine rağmen değişim çok olumlu oldu bu kararı verdikten sonra. Yazım yanlışlarını lütfen mazur görün. Teşekkürler.

”zersenişte”>>”serzenişte

 

Kategoriler
Genel

Memur kesiminin tamamından nefret ettiğim anlardı…

Insanların kişisel bazda değişebileceğine inancım var ama kişiye bağlı olan sosyal toplulukların, kurumların ve yapıların değişeceğine inanmıyorum. Hele ülkemizde kamu kuruluşlarının hepsinden bahsetmiyorum ama benimle bağlantısı olan ya da karşılaştığım kurum ve kuruşların gelişeceğine inanmıyorum. Bunları söylememdeki kastım geçen gün başımdan geçenler. İkisini de anlatayım hemen

Üniversite kütüphanesine bağlı başka bir kütüphaneden kitap almıştım. Yanlışlıkla merkezi kütüphaneye teslim etmişim. Kütüphaneden bir gün arayla geçerken fark edip hatamı düzeltmek için yol alıp o kütüphaneye gittim. bilin bakalım ne oldu? Kütüphane kapalı. Hem de kapısında yazılan mesai saatleri içinde. Ve hiç bir not bırakılmadan.

Sizce ne yapmam gerekiyordu?

Hiçbir şey olmamış gibi evime mi gitmeliydim? Açılmasını mı bekleseydim? Hiçbir bilgi olmadan kitabı kapıya koyup gitmeli miydim? Yoksa sosyal medyayı kullanarak eleştiride mi bulunmalıydım? Ya da geri gidip merkezi kütüphaneye teslim mi etmeliydim?

Eminim ki sosyal medyayı kullanıp eliştiride bulunsaydım bir karşılık alabilirdim fakat sosyal medya hesaplarımı kullanayı bıraktığımdan tekrar uğraşma gereği duymadım.
Tüm bu kütüphane faciasında sonra saat 15 30 da yetişmek için acele ettiğim söyleşiye yazar bey yarım saat geç gelecekmiş. nedeni öğrenci yurdunu ziyaret edecekmiş. Gerçekten bu iki olayın üst üste gelmesi ve daha öncelerde karşılaştığım öğrenci işleri yada memur departmanlarında yaşadıklarımdan sonra o gün patlama yaşadım.

Bu iki olayı anlatmamdaki amacım belki de herkesin başına en az bir defa gelen öğrenci işleri facialarını dile getirmek. Çözülmeyen işler ve her gidişte artan sorunlarla karşılaşılıyor devletin memurlarının çalıştığı çoğu yerde. Ve bu gibi kurum kuruluşlar devletin sermayesini olanaklarını ve devletin gelişmesinde katkıda bulunulması gerek konumları boşuna harcıyorlar.

Bizim kamu ve kuruşlarda, mesai saatlerini sayan, diğergamlık denen terimi kapsayan tüm karakteristik özelliklerden mahrum, gevezelik yapmayan ve birbirini çekiştirmekten arınmış, devletin sermayesin çar çur etmeyen ve tasarruf ile beraber helal ve maaşını hak eden devlet memurları varsa herkes müsterih olur.

Sinirlerimin tavan yaptığı anlardan sonra yazıya aldığım duygularımdı bunlar. hataları kontrol etmeden yazıya aldım.Kusura bakmayın. Başka bir yazıda görüşmek dileğiyle. Hoşçakalın.

Kategoriler
Kitap Yazıları

Filistin Meselesine Giriş- Fethi Abdulkadir

Kitap hakkında;

Tekrardan bir kitap yazısıyla beraberiz. Bu kitabı edebiyat ve şiir kitabı alma niyetiyle kütüphane rafları arasında dolaşırken, kütüphane görevlisinin iade edilen kitapları bir masaya yığdığını gördüm. Sonrasında gözüme çarpan ilk kitabı alacağım düşüncesi ile bu kitap gözüme çarptı. Okuduğum tarih konuların da olduğu 2. Kitap. Kitabı aldıktan sonra okumak için nedenler aradım ve en temel nedenim tabi ki savunduğum doğruların aslında altını doldurmaktı. Evet inanıyoruz ama ne kadar inandığımız doğruların farkındayız. İşte tam da bu kitap inandığımız ve gerekirse canımız pahasına koruyacağımız Filistin’i,  Gazze’yi ve Mescid-i Aksa’yı tanımak ve zaman zaman attığımız sloganların anlam kazanmasını sağlayacak.

Kitaba gelirsek kitap en temel bağlamda Filistin nedir , Filistin meselesi neden başladı ve şuan da bazı zamanlarda bize yansıyan durumunun altında yatan nedenler ve Siyonizm’in amaçlarını dile getiriyor.

Derslere ayrılmış bir kitap yapısı var ve kitapta konuyu daha iyi anlayıp sıkılmanızı engelleyen etkinlik ve konuyu anladığımızı ölçen ölçme sorular mevcut. Kitap Filistin’in coğrafi yapısı,  haritadaki yeri ve coğrafyası hakkında bilgi vererek başlıyor. Daha sonra Siyonizm’in ve İsrail’in temellerini ve Filistin’in kısa bir tarihini anlattıktan sonra Filistin meselesinin temelleri ve gelişimini kronolojik bir dizilim ve ayrılmış dersler ile anlatmaktadır. Son olarak da en son halini anlatarak kitabı bitiriyor.

Herkesin okumasında fayda olduğunu belirteyim. Çünkü slogan attığım Filistin’i ve lanetlediğimiz ve beddualar etiğimiz İsrail ve Siyonizm’i tanımakta yara olduğunu düşünüyorum. En temelinde Filistin’i ve sorunlarını bilirsek inandığımız ve savunduğumuz değerlerimizi daha iyi tanıyıp onlarla aramızdaki bağları güçlendirebiliriz.

Kitabı okuduktan sonra okuyan kişi Filistin hakkında ve günümüze kadar gelmiş Siyonizm hareketi ve İsrail hakkında bilgi sahibi olur. Savunduğumuz olguları içi boş olarak savunmaktan sıyrılıp belli görüşlere sahip olarak daha katı ve anlamlı savunabiliriz.

Umarım inandıklarıma değerlerime ve savunduğum tüm şeyleri bilinçli birer insan olarak haberdar olur daha bağlı olarak savunur ve inanırım. Bu konu dahilinde okumalar yapmaya ve yaptıkça bilgilendirme esaslı yazılar yazmaya devam edeceğim. İnşallah.

Haydi şimdi kitabı okurken aldığım alıntılara göz atalım;

Alıntılar :

  • Theodore Herlz Siyonizm hareketinin babası olarak adlandırılmaktadır.
  • İslam dininin mensupları dinlerinin küçük düşmesine razı olmaz, dinlerini küçük düşürmemek için ellerinden geleni yaparlar.
  • Dr Muhsin Salih şunları ifade etmektedir: (Filistin toprakları) Burası mahşer ve diriliş yeridir. Bu topraklar Allah yolunda hesapsız cihat edip karşılığını ise yalnızca O’ndan bekleyen kimselerin yurdudur. Burası kıyamet gününe kadar hak üzerine sabit kalacak muzaffer topluluğun merkezidir.
  • David Ben Gurion, Siyonizm hakkında şöyle demiştir: Siyonizm zamandan, mekandan ve koşulda bağımsız, sadece kapsamlı bir teori ya da felsefi veya dini bir görüş değildir. Bilakis özünde Batı toplumlarıyla bütünlemeye karşı mücadele ver tam bir Yahudi felsefesidir.
  • Hadisi şerif İbadet için ancak üç mescide yolculuk yapılabilir: Mescid-i Haram, mescid-i Aksa, ve benim mescidim (Mescid-i Nebevi).
  • Bu oluşum ilk kez M. 1893 yılında ortaya çıkmış ve ona, Kudüs yakınlarındaki Siyon Dağı’na nispetle “Siyonizm hareketi’ adı verilmiştir.
  • Herbert Samuel
  • 1)İngiliz asıllı bir Yahudi’dir.
  • 2)Filistin’i Yahudileştirmek, göç kapılarını açmak ve topraklara el koymak için çalışmıştır.
  • 3)Kudüs’te bulunan İbrani üniversitesinin kurucusudur.
  • 4)Arapça ve İngilizce in yanına İbraniceyi de resmi dillere eklemiştir.
  • 5)Döneminde paraların ve damgaların üzerine Filistin’in yanına Arapça ve İngilizce olarak “İsrail Toprakları” ibaresini yazmıştır.
  • 6)Filistin vatandaşların zorunlu vergilerini arttırmıştır.
  • 7)Osmanlı kanunlarını kaldırmış yerine Siyonizm projesini destekleyen yeni kanunlar getirmiştir.
  • 8)1925 yılında görevi sona erdiğinde Yahudiler yaklaşık olarak 1 milyon dönüm araziye sahip olmuştur.
  • Musa Kazım ve Hacı Emin El-Hüseyni’nin liderliğinde gerçekleşen İslami alımlara, milli seferberlik, siyasi eylemler ve kuvvetli isyanlar eşlik etmiştir. Bu devrimlerden Kudüs ayaklanması 1920’de, Yafa Ayaklanması 1921’de, Burak Ayaklanması 1929’da ve Ekim Ayaklanması 1933’te gerçekleşmiştir. Bunun yanı sıra Şeyh İzzettin Kassam’ın liderliğindeki “Mukaddes Cihat Birliği” kurulmuştu. Direniş hareketlerinin siyasi yüzünü Hacı Emin El-Hüseyni’nin liderlik ettiği Filistin Arap Yüksek Komitesi temsil etmekteydi.
  • Birleşmiş Milletler Genel Kurulu 29 Kasım 1947 tarihinde Filistin’in iki ayrı devlete bölünmesiyle ilgili 181 sayılı bir karar yayınladı. “Arap” ve “Yahudi” olarak ikiye bölünecek devletin taksimi %54’ü Yahudi devleti, %45’i Arap devleti ve %1’i uluslararası alan “Kudüs bölgesi” olacak şeklindeydi.
  • FKÖ’nün artan güç kaybıyla birlikte örgütün içinde Siyonist işgalle uzlaşmacı çözüm yanlısı olanlar Arap rejimlerin ötedeki kuruluşlara açıldılar. Bu bağlamda örgüt, 1988’in Kasım ayında yayınladığı kararla Birleşmiş milletlerin Filistin’ in Araplar ve Yahudiler arasında paylaşması hakkındaki 181 nolu taksim kararını ve güvenlik konseyinin Kasım 1967’de yayınlanan ve Filistin davasını mülteci meselesi olarak görerek bu sorunu barışçıl yollarla çözmeye davet eden 242 sayılı kararını tanıdığını bildirmiştir.
  • Filistin’in özgürlüğüne kavuşması için cihat etmek onurlu her ferdin göğsünde taşıyacağı bir nişan, şeref ve vazife olarak kalacaktır.
  • Nitekim uluslararası sistem bir yandan kalkınma, bilim, teknoloji ve hayvan haklarını korumakla övünürken, diğer yandan 6.400.000’den fazla mültecinin açıkta kalmasına ses çıkarmayan medeniyetin tiksindirici iki yüzlülüğünün örneğini sergilemektedir.
  • Tarih boyunca Müslümanlar diğer inançlara müsamahakar davranmıştır.
  • İslam, ümmetin ortak inancıdır, ümmetin hayrı ve felahı da onunla mümkündür. Çünkü İslam, toplulukları seferber edip enerjisini birleştirecek en güçlü olgudur.
  • İslam dinine mensupları zalim olmayı da, zülme uğramayı da kabul etmezler.
  • KUDÜS ÖZGÜR OLUNCAYA KADAR…
Kategoriler
Kitap Yazıları

Dünyayı Güzellik Kurtaracak – Dostoyevski (aforizmalar)

Tekrardan merhabalar arkadaşlar. Okuyup bazı parçalarını yazıya almaya karar verdikten sonra okuduğum 4. kitap. Gerçi lisansüstü eğitime başladıktan sonra kitapları ve yazıların bütününü okumaktan ziyada incelemek daha çok hoşuma gitmiyor değil fakat sadece öğrenmek istediğim bölümlerin olduğu kitapları bu şekilde inceliyorum. Bu kitaplar haricinde okuma kitaplarını tabi ki tamamını okumadan bırakmıyorum.

Kitap almaya ara verip kütüphane ve dökümantasyon merkezini kullanmaya başladığımdan bu yana kitap okumaya tekrardan sarılmam gerektiği duygusu kabardı bende ve buna bağlı olarak araştırma ve okuduklarımdan sonuçlar ve duygular çıkarma yeteneğimin de bu bağlamda artacağını düşünüyorum

Gelelim Dünyayı Güzellik Kurtaracak kitabına. Kitap çoğu zaman tek veya iki cümleden oluşan özdeyişlerden oluşuyor. Tamamını okuyup bitirilecek bir kitaptan ziyade birer başucu kitabı tarzında arada sırada dinlenirken açıp bir kaç sayfasını okuyacağımız bir kitap. Kitapta inanç ve hayat temaları ağır bastığını belirtmek isterim.

Bence kesinlikle her kitaplıkta bu tarz aforizmaların bulunduğu kitaplar bulunmalı. Özellikle bir kitabı okuyunca kitabın bitmesini istemeyip kitabı okumaya ara vermeden bir solukta okuyan kişilerin böyle kitaplara sahip olmaları gerektiğini düşünüyorum.

Özdeyişler her yerde karşılaştığımız ve çoğu zaman birer fikir veya motivasyon içeren sözlerdir. Şahsi fikrim evet özdeyişler önemlidir hatta akılda kalan özdeyişler özellikle bir konuda anlatıcı konumunda olanların anlatımları esnasında bolca başvurdukları ve anlatımı zenginleştiren özdeyişler daha da önemlidir. Fakat özdeyişlerin en önemlisinin insan yaşamıdır. Yani insan ne kadar dolu dolu yaşarsa özdeyişlerden ziyade kendi anılarından yola çıkarak birer özdeyiş gibi sözcüklerin verdiği etkiyi kendisinden çıkarabilir. Özdeyişlerin ilham ve motivayon için başvurulması gerekilen önemli bir kaynak olduğunu belirtmeden de edemeyeceğim tabi ki.

Gelin şimdi kitaptan size bazı bazı aforizmaları aktarayım ;

  • İnsan olmanın sırrı kişinin yaşamasında değil, uğruna yaşayacağı bir şeyi olmasındadır.
  • Cehennem nedir? Sanıyorum ki insanın sevememekten çektiği ıstırabın kendisidir.
  • Acı ve ıstırap, yüksek bir zeka ve derin bir kalp için kaçınılmazdır. Gerçekten yüce insanların, bence, bu dünyada müthiş bir acı çekmesi gerekir.
  • Herkes dünyayı değiştirmek istiyor ama kimsenin kendini değiştirmeyi düşündüğü yok.
  • Gerçekçi insanlar çalışmalarının sonuçlarından korkmazlar.
  • Mutlu gibi göründüğümü söylüyorsanız beni daha mutlu edecek bir şey söylemezsiniz. İnsan mutlu olmak için vardır ve tamamen mutlu bir kişinin şöyle söylemeye hakkı vardır, ”Tanrı’nın dünyadaki isteklerini yerine getiriyorum.” Tüm o erdemli insanlar, azizler ve şehitler mutlu insanlardı.
  • Bir kişi bir ağacın önünden geçip nasıl da ağacın duruşuyla mutlu olmaz? Bir kişi başkasıyla sohbet edip nasıl da onu severek mutlu olmaz? Sanırım demek istediğimi anlatamıyorum. Her adımımızda ne kadar güzel şeylerle karşılaşıyoruz! En umutsuz kimselerin bile bu güzellikleri hissetmesi gerekir. Bir çocuğu düşünün! Tanrının güneşi nasıl da göğe yükselttiğini! Çimlere bakın, nasıl da uzadıklarına! Sizlere sevgi dolu bakan o gözleri düşünün!
  • Tanrı bir günahkarın bütün kalbiyle ona tapındığını gökten görüp nasıl sevinirse, bir anne de çocuğunun ilk gülümsemesine öyle sevinir.
  • Ben iyi yürekli ama akılsız bir budalayım, sense aklı başında, kalpsiz bir budalasın. İkimiz de mutsuzuz ve ikimiz de acı çekiyoruz.
  • Aşık olduğu müddetçe insan mutlu olmadan da yaşayabilir.
  • İnsanlık bilim olmadan var olabilir, ekmeksiz de var olabilir. Yalnız güzellik olmadan var olamaz. Güzellik yoksa hayatta yapılabilecek hiçbir şey kalmamış demektir. İşte, Asıl mesele budur . Tüm sır perdesi burada gizlidir.
  • Mutlu bir kişi varoluşunun amacını yerine getiriyordur.
  • Ah, öyle çok vaktim var ki tüm vaktim sadece benim.
  • Hayatın bilincinde olmak hayattan üstündür.
  • Ona acıyorum ve bu aşkın basit bir göstergesiydi.
  • Güneşi görebiliyorum. Onu göremesem de var olduğunu biliyorum. Güneşin var olduğunu bilmek yaşamak demektir.
  • En önemli olan beyin değil. Ona yardımcı olanlardır: karakterdir, kalptir, türlü özelliklerdir, ilerici fikirlerdir.

Ve daha niceleri kitabı umarım alıp okursunuz. Kitapla hayatta kalın. Sağlıcakla. Başka bir yazıda görüşmek üzere.

Non-parametric test Chi-square

Various descriptive statistical techniques are commonly used in scientific research to determine the degrees of relationship between variables. The types of measurements used to gather data also determine the types of statistical techniques that can be employed in the analysis of data.

Kategoriler
Genel

Taslağa attığım ve devamı bir türlü gelmeyen keşmekeş yazı

yeniden başladık başlamalara. Tekrar dünyaya daldık ve yeniden kapıldık hırçın dalgalara. 

Ne yazacağımı bilmiyorum suso. Epey zamandır görüşmüyoruz. Epeydir sigara da içmiyorum. Oysa sigara,şiir ve çay yeterdi dört duvar arasındaki yalnızlığımı örtmeye. İşte suso sen o dört duvarın dünyaya açılan kapısıydın. Sen mutsuzluğumu örter gibi dolabıma astığım posterin görünmeyen kısmında yazan ” Ne yani biz de mutsuz olalım” yazısının iç burkan çaresizliğiydin. Sen kapıydın çaresizliğe açılan. Anahtarı kayıp kilitli kapı. Sahi ne yani biz de mutsuz mu olalım suso?

Yazmak elbette acıdır suso. Hayat gibi. İnsan anlamsız bir çırpınışla saklamak ister içini. Saklayamaz ya. Dökülür. Bazen bir dostun omuzuna bazen bir sessizliğin koynuna.

afişler aldım suso. Söylemek istediklerimi yüzüme vursunlar ve söyleyemediklerim ile yalnız bırakmasınlar diye ama yetmedi suso. ben iki tarafı kullanılan afişin duvara bakan yüzüydüm. İnsan bir ağaç mıdır? suso. Sonbaharda dökülen ilk baharda çiçek açan. Bu yolculuk ne zaman bitecek baharlar arasında. ne zaman kavuşacağız sonsuzluğa? Ne zaman kökleri derinlere kazıyacağız? ben hangi ağacım? Sen hangi bahar?

Kategoriler
Genel

Akademisyenliğe Giriş

10.02.2020

Merhabalar. Yarın postgraduate(yüksek lisans)’nın ilk dersine gideceğim. Tabi ki eğer ders varsa.

Bu yazıyı 1 yıl öncesine kadar geleceğim hakkında ilk tedirginliklerimin olduğunu belirttiğim yazımı kaleme aldığım odanın yankındaki odadan yazıya alıyorum. Tedirginlek az buçuk bitti fakat yeni telaşlar yeni stresler doğdu hayatımda.Bu aralar lisans eğitimimi bir dönem erken bitirmenin ve hemen yüksek lisansa başlamanın hayatımda ‘kervan yolda düzülür’ mentalitesinin yer edinmeye başladığına uyanışımın olduğu dönemlerdir. Evet kendime bir yol belirlemeye çalıştım hayatımın her döneminde ama genelde bir işe başlarken o iş ile ilgili birikimleri sonradan edindim.

‘Neden akademisyenlik?’ diye sormazsınız ama ben yine de belirteyim. Akademisyen olmamdaki temel gaye zaten hayatımda çoğu zaman bir gelişim içinde olduğumu düşündüğümden dolayı bunu eğitime de yansıtmak istememdir. Bir diğer amacım ise de insan yetiştirmek. Bu amaç, Belli bir düzeye gelen, iyiyi ve kötüyü ayırt etmekte nitelik sahibi olan ve herhangi bir ikili diyalogta muhattabına karşı çıkabilecek ve zıttına fikir beyan edecek olgunlukta olan insanlara kendi hayatımdan edindiğim öğrenimleri ve kendi alanımla ilgili kazanımlarımı aktarma isteğidir.

Tüm bu amaçlar doğrultusunda yaklaşık olarak 23 yaşında çıktığım bu yolda umarım istediğim bilgi seviyesine ve istediğim kalplere erişim sağlayarak bu dünyadan çekilmek istiyorum. Aslında en temel gayem zaten blog sayfamın da cümlesi olan ‘HER ŞEY İYİ OLMAK İÇİN’ niyetidir. Uzun bir yol meşakkatli bir yol fakat hedefleri ve hayalleri olan insanlara engeller birer göstergesidir ilerlemenin. Bu yüzden sabredip yol almaya bakacağız.

Bulunduğumuz tüm bu hayat şartları, ülkenin sıkıntıları ve ülkenin eğitimdeki bilinmezlikler rağmen düşünen ve analiz kabiliyeti olan her insan gibi bizim de var bir hayalimiz. Umarım eğitimime zor da olsa yurt dışı deneyimi katarak bu hayale yaklaşmak ve insanlara yardımcı olmamın gerektirdiklerini farkına erken varıp bunun için çabalarımı arttırmalıyım.

Bu tarihi not alacağım 10.02.2020. Bu tarih yola adımımı attığım ilk gündür. Temennim bu yolda karşıma çıkanları ve edinimlerimi bu blog sayfasına aktamaktır. Sağlıcakla kalın bir dert sahip olanlar. Başka yazıda görüşmek üzere.

10.02.2020